“Adam”, “gün” ya da “araba” gibi eril bir isimden önce gelen küçük kelime.
Der Mann kommt aus Berlin. Adam Berlin'den geliyor.
“Adam”, “gün” ya da “araba” gibi eril bir isimden önce gelen küçük kelime.
Der Mann kommt aus Berlin. Adam Berlin'den geliyor.
Ve, ile (bağlaç)
Ich und du. İşte sen ve ben.
İçinde, bir şeyin içinde
Ich bin in der Schule. Ben okuldayım.
Araba, çocuk veya kitap gibi cinssiz isimlerden önce kullanılan bir sözcük.
Das ist mein Buch. Bu benim kitabım.
İle, birlikte
Ich gehe mit meinem Freund. Arkadaşımla gidiyorum.
Yönünde; bir yere doğru
Ich gehe zu meiner Freundin. Kız arkadaşıma gidiyorum.
-den, -dan; ait olan
Ich komme von der Arbeit. İşten geliyorum.
Üstünde, bir yüzeyin üzerine; üzerinde
Das Buch liegt auf dem Tisch. Kitap masanın üstünde duruyor.
İçin, bir amaç veya yararı belirten edat
Das Geschenk ist für dich. Hediye senin için.
1 sayısı; örneğin 1 metre veya 1 kilo derken kullanılır.
Der Tisch ist ein Meter breit. Masa bir metre genişliğinde.
O, cansız veya cinssiz varlıklar için üçüncü tekil şahıs zamiri
Es ist kalt. Dışarısı soğuk.
Bu sözcük bazı fiillerle birlikte kullanılır ve eylemin kişinin kendisine yönelik olduğunu gösterir, örneğin yıkanmak ya da sevinmek gibi.
Er freut sich über das Geschenk. Hediyeye seviniyor.
Bir şey yanlışken veya hayır derken kullanılır.
Das stimmt nicht. Bu doğru değil.
Ayrıca, de, da; ek anlam katan zarf
Ich auch. Ben de öyle.
O (dişil)
Sie ist schön. Kendisi güzel.
Olmak; var olmak; bir durumda bulunmak
Ich bin müde. Ben çok yorgunum.
-de, -da; bir yerde bulunma anlamı taşıyan edat
An der Wand. Duvarın üzerinde.
Yakınında; birinin evinde veya yanında
Ich bin bei meiner Mutter. Annemin yanındayım.
O, üçüncü tekil şahıs (erkek) zamiri
Er ist groß. O uzun boylu bir adamdır.
Yönünde (yer); sonra (zaman)
Ich fahre nach Berlin. Berlin'e doğru gidiyorum.
-den, -dan; bir yerden gelme anlamı taşıyan edat
Aus Deutschland. Almanya menşeli.
Sahip olmak; bir şeye malik olmak
Ich habe ein Auto. Benim bir arabam var.
Nasıl, şekli soran soru sözcüğü
Wie geht es dir? Sen nasılsın?
Bir çocuk zamanla erkek ya da kadın olur.
Ich werde bald Arzt. Yakında doktor olacağım.
Etrafında; -e; saat ... de (zaman için)
Um 8 Uhr. Tıpatıp saat 8'de.
Hepsi, tümü
Alle sind gekommen. Bütün insanlar geldi.
Yapabilmek, bir şeye gücü yetmek
Ich kann schwimmen. Yüzebilirim.
Önünde; -den önce (zaman)
Ich stehe vor der Tür. Kapının önünde duruyorum.
Ama, fakat; zıt iki fikri birbirine bağlayan bağlaç
Ich möchte, aber ich kann nicht. İsterim ama yapamam.
Hâlâ, henüz, daha
Ich arbeite noch. Hâlâ çalışıyorum.
Üzerinde, üstünde
Die Lampe hängt über dem Tisch. Lamba masanın üzerinde asılı duruyor.
Böyle, bu şekilde
Mach es so. Bunu böyle yap.
Veya, ya da
Kaffee oder Tee? Kahve mi çay mı?
Biz
Wir sind Freunde. Biz arkadaşız.
Sadece, yalnızca
Ich habe nur einen. Sadece bir tanem var.
Vermek, bir şeyi başkasına sunmak
Ich gebe dir das Buch. Sana kitabı veriyorum.
Ben
Ich bin hier. Ben buradayım.
Bir sayı büyüdüğünde böyle denir.
Ich möchte noch mehr Wasser, bitte. Biraz daha su istiyorum, lütfen.
İnsan, biri, kişi (genel özne)
Man sagt das oft. Bunu sık sık söylerler.
Kadar, belirli bir zaman veya yere kadar
Bis morgen! Yarın görüşürüz!
Karşı, -e karşı
Ich bin dagegen. Buna karşıyım.
On iki aydan oluşan bir süre.
Ich bin seit einem Jahr hier. Bir yıldır buradayım.
Zorunda olmak, mecbur olmak
Wir müssen jetzt gehen. Şimdi gitmemiz gerekiyor.
Söylemek, ağızla kelimeler çıkarmak
Ich möchte dir etwas sagen. Sana bir şey söylemek istiyorum.
Boyunca, aracılığıyla, içinden geçerek
Durch den Park. Parkın içinden.
Gelmek, varmak
Kommst du morgen? Yarın geliyor musun?
Ne, bir şeyi soran soru sözcüğü
Was ist das? İşte bu ne ki?
Altında, başka bir şeyden daha aşağıda
Die Katze ist unter dem Bett. Kedi yatağın altında.
Gitmek, bir yerden başka bir yere hareket etmek; yürümek
Wir gehen heute ins Kino. Bugün sinemaya gidiyoruz.
Yapmak, meydana getirmek
Was machst du? Ne yapıyorsun?
Ayakta durmak, dik durmak
Er steht an der Tür. Kapıda duruyor.
İstemek
Ich will schlafen. Ben uyumak istiyorum.
İki, 2 sayısı
Ich habe zwei Hände. Bir çift elim var.
Zaten, çoktan
Ich bin schon fertig. Ben zaten hazırım.
Sonra, ardından; zaman sıralamasını belirten zarf
Dann gehe ich zur Schule. Sonrasında okula giderim.
O zamandan beri
Seit gestern. Tam olarak dünden beri.
Euro; Avrupa para birimi
Das kostet zehn Euro. Bunun fiyatı on avro.
İyi; yüksek kaliteli
Das Essen ist gut. Yemek güzel.
İnsan; kişi
Der Mensch ist ein soziales Wesen. İnsan sosyal bir varlıktır.
Her zaman, istisnasız olarak
Ich trinke immer Kaffee. Her zaman kahve içerim.
Siz; sizin
Ihr seid willkommen. Hoş geldiniz.
Saat, zamanı gösteren alet; kolda veya duvarda olabilir
Wie spät ist es auf deiner Uhr? Saatine göre saat kaç?
Belirli bir zamandan veya yerden itibaren.
Der Zug fährt ab acht Uhr. Tren saat sekizden itibaren kalkıyor.
Gerekmek, yapması beklenmek
Alle Mitarbeiter sollen pünktlich zur Besprechung kommen. Tüm çalışanlar toplantıya zamanında gelmeli.
Bu, şu; yakındaki bir şeyi gösteren zamir
Dieser Mann ist nett. Bu adam hoştur.
Orada, belirli bir yerde
Ich bin da. Ben oradayım.
Şimdi, bu anda
Jetzt gehe ich nach Hause. Şimdi eve gidiyorum.
Görmek, gözle algılamak
Wir sehen heute einen Film. Bugün bir film izliyoruz.
Geniş, bol (giysiler için)
Das T-Shirt ist mir zu weit. Tişört bana çok bol geliyor.
Arasında, ortasında
Das Buch liegt zwischen den Heften. Kitap defterlerin arasında duruyor.
Kalmak, aynı yerde veya durumda olmaya devam etmek
Ich bleibe zu Hause. Evde kalıyorum.
Yüksek sesli, gürültülü
Die Musik ist zu laut. Müzik çok gürültülü.
Üç, 3 sayısı
Es sind drei Personen hier. Burada üç kişi var.
Burada, bu yerde
Ich bin hier. Ben tam buradayım.
Polis, güvenliği sağlayan devlet görevlileri
Rufen Sie die Polizei! Polisi arayın!
Başkenti Berlin olan ülkeden bir insan; bir kadın için die Deutsche denir.
Der Deutsche im Kurs spricht auch Englisch. Kurstaki Alman İngilizce de konuşuyor.
Çok, oldukça
Ich freue mich sehr über dein Geschenk. Hediyene çok seviniyorum.
Zaman, saatler, günler ve yıllar; bir şeyin ne zaman gerçekleştiği
Ich habe keine Zeit. Hiç vaktim yok.
Bulmak, arayıp ortaya çıkarmak
Ich finde meinen Schlüssel nicht. Anahtarımı bulamıyorum.
Erkek; yetişkin erkek insan; koca
Der Mann liest eine Zeitung. Adam bir gazete okuyor.
Almanya: Avrupa'da bir ülke.
Wir lernen Deutsch in Deutschland. Almanya'da Almanca öğreniyoruz.
Yatmak, uzanmak
Das Buch liegt auf dem Tisch. Kitap masanın üzerinde duruyor.
Bir şey bitmediğinde bunu söylersin.
Bitte lesen Sie weiter. Lütfen okumaya devam edin.
Kadın; yetişkin dişi insan; eş
Die Frau arbeitet als Ärztin. Kadın doktor olarak çalışıyor.
Son, bitiş
Am Ende des Films habe ich geweint. Filmin sonunda ağladım.
Getirmek, bir şeyi bir yere taşımak
Er bringt mir ein Geschenk. Bana bir hediye getiriyor.
Çünkü, zira; bir neden bildiren bağlaç
Ich bleibe zu Hause, denn ich bin krank. Evde kalıyorum çünkü hastayım.
Olmadan, -sız
Kaffee ohne Zucker, bitte. Şekersiz kahve rica ederim.
Bizi, bize (birinci çoğul şahıs nesne)
Sie gaben uns das Buch. Bize kitabı verdiler.
Kim, bir kişiyi soran soru zamiri
Wer ist das? İşte bu kim?
Orada, uzakta bir yerde
Das Buch liegt dort. Kitap şurada duruyor.
Bir kez, bir defasında
Komm mal her. Buraya bir gel.
Yaşamak, hayatta olmak
Wir leben seit zehn Jahren in Berlin. On yıldır Berlin'de yaşıyoruz.
Hafta, Pazartesi'den Pazar'a yedi günlük süre
Diese Woche arbeite ich viel. Bu hafta çok çalışıyorum.
Ülke; kırsal alan
Deutschland ist ein schönes Land. Almanya güzel bir ülke.
Sabahtan geceye kadar birçok saati vardır.
Heute ist ein schöner Tag. Bugün güzel bir gün.
Bugün, bu günde
Heute ist Montag. Bugün haftanın ilk günü, Pazartesi.
Açıklamak, izah etmek
Kannst du mir das erklären? Bunu bana açıklayabilir misin?
Şehir, çok sayıda insanın yaşadığı büyük yerleşim yeri
Berlin ist eine große Stadt. Berlin büyük bir şehir.
Zaten tanınan bir erkek için kullanılır — 'o'nun nesne hâli.
Ich sehe ihn jeden Tag. Onu her gün görüyorum.
Çocuk; genç insan; oğul veya kız
Das Kind spielt im Garten. Çocuk bahçede oynuyor.
Oynamak, bir oyuna katılmak
Die Kinder spielen im Garten. Çocuklar bahçede oynuyor.
Bununla aynı olmayan bir şey.
Ich möchte nicht diese Jacke, sondern die andere. Bu ceketi değil, diğerini istiyorum.
Almak, tutmak
Ich nehme den Stift. Kalemi alıyorum.
Almanca; Almanya, Avusturya ve İsviçre'de konuşulan dil
Ich lerne Deutsch. Almanca öğreniyorum.
Yani, dolayısıyla; bir sonuç ifade eden bağlaç
Es regnet, also bleibe ich. Yağmur yağıyor, o yüzden kalıyorum.
Konuşmak, söz söylemek
Ich spreche Deutsch. Almanca konuşuyorum.
Her şey, tümü
Alles ist gut. Her şey yolunda.
Bir insanın dünyada geçirdiği zaman.
Das Leben in der Stadt ist schnell. Şehirde hayat hızlı geçiyor.
Ona (erkek veya nesne için yönelme hâli)
Sie gab ihm einen Kuss. Ona bir öpücük verdi.
Buluşmak, birini karşılamak
Ich treffe meinen Freund. Arkadaşımla buluşuyorum.
“Hiçbir” anlamına gelen bir sözcük.
Ich habe keine Zeit heute. Bugün hiç vaktim yok.
İş; meslek
Die Arbeit ist interessant. Bu iş ilginç.
tutmak; durmak, beklemek
Kannst du das bitte kurz halten? Bunu kısa süreliğine tutabilir misin?
Dört, 4 sayısı
Ein Jahr hat vier Jahreszeiten. Bir yılın dört mevsimi vardır.
Adı olmak, olarak anılmak
Ich heiße Max. Benim adım Max.
Soru; bir şeyi öğrenmek için sorulan ifade
Hast du eine Frage? Soracağın bir şey var mı?
Nerede, bir yer sorar
Wo wohnst du? Sen nerede yaşıyorsun?
Yapmak, bir eylemde bulunmak
Was soll ich tun? Ne yapmalıyım?
Bir gerçeği bilmek
Wir wissen die Antwort nicht. Cevabı bilmiyoruz.
Bir kez, bir defa
Es war einmal... Bir zamanlar...
Bir kitabın veya metnin bir parçasıdır, tamamı değildir.
Lies bitte den zweiten Teil. Lütfen ikinci bölümü oku.
Birinci, sırada ilk olan
Der erste Schnee fiel. İlk kar yağdı.
Çalışmak, bir işte görev yapmak
Ich arbeite als Lehrer. Öğretmen olarak çalışıyorum.
“Şu” ya da “bu” demekle hemen hemen aynı.
Dies ist mein neues Auto. Bu benim yeni arabam.
Basit, kolay
Das ist einfach. Bu basit bir şey.
Geç, zamanında olmayan
Es ist spät. Saat geç oldu.
Meydan, alan; yer
Der Platz ist groß. Meydan büyük.
Geri
Ich gehe zurück nach Hause. Eve geri dönüyorum.
Sokak, araçların ve yayaların geçtiği yol
Die Straße ist sehr breit. Cadde çok geniş.
Önemli, değerli
Meine Familie ist mir sehr wichtig. Ailem benim için çok önemli.
Yeni, yakın zamanda yapılmış veya satın alınmış
Ich habe ein neues Handy. Yeni bir telefonum var.
Şu an, tam şu sırada
Ich esse gerade. Şu anda yemek yiyorum.
Henüz yetişkin olmayan erkek çocuk.
Der Junge spielt im Garten. Çocuk bahçede oynuyor.
Beş, 5 sayısı
Ich habe fünf Finger. Beş parmağım var.
Hızlı, çabuk
Das Auto ist schnell. Araba hızlı.
Konu, tema
Das Thema ist zeitlos. Tema zamansızdır.
Dünya, üzerinde yaşadığımız gezegen
Die Welt ist groß. Dünya büyük.
Sık sık, çok kez, sıklıkla
Ich gehe oft ins Restaurant. Sık sık restorana giderim.
Yazmak, kâğıda kelimeler yazmak
Ich schreibe einen Brief. Bir mektup yazıyorum.
Aile; ebeveynler ve çocuklardan oluşan topluluk
Meine Familie ist sehr groß. Ailem çok kalabalık.
Almak, bir şeyi elde etmek
Ich habe gestern einen Brief von meiner Tante bekommen, der aus Hamburg kam. Dün halamdan Hamburg'dan gelen bir mektup aldım.
Sonra, daha sonra
Ich rufe dich später an. Seni sonra ararım.
Kısa
Der Weg ist kurz. Bu yol kısa.
Koşmak, hızlı gitmek
Ich laufe jeden Morgen. Her sabah koşarım.
Pozisyon, iş yeri
Ich habe eine neue Stelle gefunden. Yeni bir iş buldum.
Araba; dört tekerlekli taşıt
Mein Auto ist blau. Arabam çok mavi.
Evet
Ja, ich komme. Evet, ben geliyorum.
Yer; mekân
Der Ort ist bekannt. Bu yer oldukça meşhur.
Ait olmak, -e dahil olmak
Das Buch gehört mir. Bu kitabın sahibi benim.
Büyük; iri; uzun boylu
Das Haus ist groß. Bu ev büyüktür.
Hiçbir şey
Nichts ist passiert. Hiçbir şey olmadı.
Ünlü, tanınmış, bilinen
Berlin ist bekannt. Berlin tanınmış bir şehirdir.
Sürmek, gitmek
Ich fahre mit dem Bus. Otobüsle gidiyorum.
Başlamak, bir şeye ilk adımı atmak
Der Film beginnt um 8 Uhr. Film saat 8'de başlıyor.
Sormak, bir şey öğrenmek için soru yöneltmek
Ich frage den Lehrer. Öğretmene soruyorum.
Bu, bir insanın hayatını zorlaştırır.
Mein Problem ist die Sprache. Benim sorunum dil.
Duymak, kulakla algılamak
Ich höre Musik. Müzik dinliyorum.
Onlara (kibarca hitapta size)
Es gefiel ihnen. Bu, onların hoşuna gitti.
Mal olmak, bir fiyatı olmak
Das kostet 10 Euro. Bunun fiyatı 10 avro.
Pazar, haftanın yedinci günü
Sonntag gehe ich in die Kirche. Pazar günü kiliseye giderim.
Dakika; 60 saniye
Warte eine Minute, bitte. Bir dakika bekle, lütfen.
Cuma; haftanın beşinci günü
Freitag ist mein Lieblingstag. Cuma benim favori günüm.
Saat, altmış dakikalık zaman dilimi
Ich warte schon eine Stunde. Bir saattir bekliyorum.
Mümkün, olası
Ist das möglich? Bu mümkün mü?
İhtiyaç duymak, bir şeyin gerekliliğini hissetmek
Ich brauche Hilfe. Yardıma ihtiyacım var.
Hiç sorun olmadan çok iyi anlaşılan.
Kommst du mit? – Klar! Geliyor musun? – Tabii ki!
Cumartesi, haftanın altıncı günü
Am Samstag schlafe ich lange. Cumartesi günü uzun uyurum.
On, 10 sayısı
Ich habe zehn Euro. Cüzdanımda on avro var.
Berlin, Almanya'da büyük bir şehir.
Das Flugzeug aus Berlin kommt heute an. Berlin'den gelen uçak bugün varıyor.
Hangi (dişil ve çoğul)
Welche Farbe? Bu hangi renk?
Sen, ikinci tekil şahıs zamiri
Du bist nett. Sen kibarsın.
Kazanmak, galip gelmek
Unsere Mannschaft gewinnt fast jedes Spiel. Takımımız neredeyse her maçı kazanıyor.
Resim; görüntü
Das Bild ist schön. Resim çok güzel.
Uzun
Das Kleid ist lang. Bu uzun bir elbise.
Ev; insanların yaşadığı bina
Das Haus hat einen großen Garten. Evin büyük bir bahçesi var.
Ağır, zor
Der Koffer ist schwer. Bu bavul ağır.
Bu çok değil, azdır.
Ich habe leider nur wenig Zeit. Maalesef çok az zamanım var.
Manzara: uzağa, genellikle güzel bir şeye bakmak.
Von hier hat man einen guten Blick auf die Stadt. Buradan şehre güzel bir manzara var.
Sayfa, bir kitap veya belgedeki yüzey
Öffne Seite zehn. Onuncu sayfayı aç.
Para
Ich habe kein Geld. Hiç param yok.
İkisi de: iki kişi ya da şey için birlikte kullanılır, sadece biri için değil.
Beide Kinder gehen heute in die Schule. İki çocuk da bugün okula gidiyor.
“İyi” sözcüğünün karşılaştırma biçimi: Bu, ondan daha …
Hast du eine bessere Antwort? Daha iyi bir cevabın var mı?
Başlangıç, başlama
Am Anfang war es schwer. Başlangıçta zordu.
Aramak, bir şeyin peşine düşmek
Ich suche meine Schlüssel. Anahtarlarımı arıyorum.
Neden, sebebi soran soru sözcüğü
Warum lernst du Deutsch? Neden Almanca öğreniyorsun?
Birlikte
Wir gehen zusammen. Biz bir arada gidiyoruz.
Ekim
Im Oktober ist Oktoberfest. Ekim ayında Oktoberfest kutlanır.
Almanya gibi birçok ülkeyi içeren bir kıta.
Deutschland liegt mitten in Europa. Almanya, Avrupa'nın ortasında yer alır.
Altı, 6 sayısı
Ein Würfel hat sechs Seiten. Bir zarın altı yüzü vardır.
Eylül, yılın dokuzuncu ayı
Im September beginnt der Herbst. Eylülde sonbahar başlar.
Pazartesi; haftanın ilk günü
Am Montag gehe ich arbeiten. Pazartesi işe giderim.
Çarşamba; haftanın üçüncü günü
Mittwoch ist die Mitte der Woche. Çarşamba haftanın ortasıdır.
Asla, hiçbir zaman
Ich trinke nie Alkohol. Hiç alkol içmem.
Yardım etmek, birine destek olmak
Kann ich dir helfen? Sana yardım edebilir miyim?
Haziran
Im Juni beginnt der Sommer. Haziranda yaz başlar.
Ay; yaklaşık 30 gün; Ocak'tan Aralık'a
Welcher Monat ist heute? Şu an hangi aydayız?
Kutlamak
Wir feiern morgen den Geburtstag meiner Mutter, die sich sehr darauf freut. Yarın annemin doğum gününü kutluyoruz ve o buna çok seviniyor.
Örnek
Hier ist ein Beispiel. İşte bir örnek.
Salı; haftanın ikinci günü
Dienstag habe ich Deutschkurs. Salı günü Almanca kursum var.
Ödemek
Kann ich mit Karte zahlen? Kartla ödeyebilir miyim?
Perşembe; haftanın dördüncü günü
Donnerstag gehe ich einkaufen. Perşembe günü alışverişe giderim.
Kasım
November ist grau und kalt. Kasım gri ve soğuk.
Fiyat, bir şey için ödenen miktar
Der Preis ist gut. Fiyatı iyidir.
Konuşma, sohbet
Wir hatten ein langes Gespräch. Uzun bir sohbet yaptık.
Kapatmak, kapamak
Ich schließe das Fenster. Pencereyi kapatıyorum.
Sonuç, netice
Die Ergebnisse sind überraschend. Sonuçlar şaşırtıcı.
Temmuz
Juli ist sehr heiß. Temmuz çok sıcak.
Bir şeyi bir yere koymak.
Stell die Tasche auf den Tisch. Çantayı masanın üstüne koy.
Mayıs
Im Mai blühen die Blumen. Mayısta çiçekler açar.
Orta, merkez
Wir sind in der Mitte. Biz ortadayız.
İsim; nasıl çağrıldığınız
Mein Name ist Anna. Benim adım Anna.
Gece
Gute Nacht! İyi geceler!
Belki, olasılıkla
Vielleicht regnet es morgen. Belki yarın yağmur yağar.
Çok kısa bir süre sonra, birazdan.
Warte kurz, der Zug fährt gleich ab. Biraz bekle, tren birazdan kalkıyor.
Yaz, yılın en sıcak mevsimi
Im Sommer ist es heiß. Yazın hava sıcaktır.
Ağustos
Im August mache ich Urlaub. Ağustosta tatile çıkıyorum.
Aralık
Im Dezember ist Weihnachten. Aralıkta Noel var.
Grup; topluluk
Wir arbeiten in einer Gruppe. Bir grup içinde çalışıyoruz.
Okul, öğrenmenin gerçekleştiği bina
Ich gehe in die Schule. Ben okula gidiyorum.
Akşam; günün geç saatleri
Guten Abend! İyi akşamlar!
Evinde ağırlamaktan hoşlandığın bir erkek veya kadın.
Herr Klein ist am Wochenende unser Gast. Bay Klein bu hafta sonu misafirimiz.
Ocak; yılın ilk ayı
Im Januar ist es kalt. Ocak ayında hava soğuk.
Mart
Im März wird es wärmer. Mart ayında hava ısınıyor.
Bu, spor veya bir hobi için kurulan bir gruptur.
Es gibt einen neuen Sportverein in der Stadt. Şehirde yeni bir spor kulübü var.
Teklif, indirim
Das ist ein gutes Angebot. Bu iyi bir teklif.
Nisan
Im April regnet es oft. Nisan'da sık sık yağmur yağar.
Anlam ifade etmek, demek olmak
Was bedeutet dieses Wort? Ich verstehe die Bedeutung nicht. Bu kelime ne anlama geliyor? Anlamını anlamıyorum.
Anlaması veya yapması zor olmayan.
Die Aufgabe ist leicht, ich verstehe sie sofort. Görev kolay, hemen anlıyorum.
Beyaz, en açık renk, kar gibi
Der Schnee ist weiß. Kar çok beyaz.
Sekiz, 8 sayısı
Die Spinne hat acht Beine. Örümceğin sekiz bacağı vardır.
Şubat
Februar ist kurz. Şubat ayı kısa.
Sevinmek, bir şeyi dört gözle beklemek; mutlu olmak
Ich freue mich sehr! Çok mutluyum!
Gişede çalışan kişi (memur).
Der Beamte hilft dir am Schalter. Memur sana gişede yardım eder.
Doğru, isabetli
Die Antwort ist richtig. Cevap doğru.
Hafta sonu, Cumartesi ve Pazar günleri
Am Wochenende schlafe ich lange. Hafta sonunda uzun süre uyurum.
Yalnız, tek başına
Ich wohne allein. Tek başıma yaşıyorum.
Daire, apartman
Die Wohnung ist groß. Bu daire büyük.
Yedi, 7 sayısı
Eine Woche hat sieben Tage. Bir haftanın yedi günü vardır.
Bir insanın kaç yıldır yaşadığı.
Bitte geben Sie Ihr Alter an. Lütfen yaşınızı belirtin.
Hemen, derhal
Komm sofort! Çabuk ol, gel!
Bu, bir evin veya okulun bir bölümüdür.
Der Raum ist sehr hell. Oda çok aydınlık.
Bilgi; haber
Ich brauche mehr Information. Daha fazla bilgiye ihtiyacım var.
Su, içmek için kullanılan renksiz sıvı
Trinkst du Wasser? Su içiyor musun?
Anne; bir çocuğu doğuran kadın
Meine Mutter kocht sehr gut. Annem çok iyi yemek pişiriyor.
Tarih; gün, ay ve yılı gösteren bilgi
Welches Datum haben wir heute? Bugünün tarihi ne?
-ebilmek/-abilmek: bir şeyi yapmaya izinli olmak, yasak değil.
Sie dürfen hier nicht rauchen. Burada sigara içmenize izin yok.
Tanımak, bir kişiyi veya şeyi bilmek
Ich kenne ihn gut. Onu iyi tanıyorum.
Bir şehrin veya sokakların haritası.
Ich brauche einen Plan von der Stadt. Şehrin bir haritasına ihtiyacım var.
Oturmak, oturur hâlde olmak
Ich sitze auf dem Stuhl. Sandalyenin üzerinde oturuyorum.
El; parmakları olan, kolun ucundaki vücut bölümü
Ich wasche meine Hände. Ellerimi yıkıyorum.
Beklemek, beklide kalmak
Ich warte auf den Bus. Otobüsü bekliyorum.
Yukarıya doğru çok uzanan; yüksek.
Der Berg ist sehr hoch. Dağ çok yüksek.
Genç, ergen (erkek)
Der Jugendliche interessiert sich für Musik. Genç, müzikle ilgileniyor.
Genç, ergen (kız)
Die Jugendliche liest viel. Genç kız çok okuyor.
Yakında, az sonra; kısa süre içinde
Bis bald! Yakında görüşürüz!
Bir dükkândan bir şey satın alan kişi.
Der Kunde bezahlt an der Kasse. Müşteri kasada ödeme yapıyor.
Bizim, bize ait
Das ist unser Haus. Burası bizim evimiz.
Bu, iki sayısıdır.
Das Kind wohnt im zweiten Stock. Çocuk ikinci katta oturuyor.
Çözüm, yanıt
Wir suchen eine Lösung für das Problem. Sorun için bir çözüm arıyoruz.
Sinemada veya televizyonda gösterilir.
Ich möchte gern diesen Film im Kino sehen. Bu filmi sinemada izlemek istiyorum.
Almaya gitmek, getirmek
Ich hole die Kinder von der Schule. Çocukları okuldan alıyorum.
Benim, bana ait
Das ist mein Buch. Bu benim kitabım.
Araba veya otobüs kullanan erkek.
Der Fahrer hält an der nächsten Straße an. Sürücü bir sonraki caddede duruyor.
Baba, çocuğu olan erkek ebeveyn
Mein Vater arbeitet viel. Babam çok çalışıyor.
Okulda veya işte yapılan bir çalışma.
Das ist eine schwere Aufgabe. Bu zor bir görev.
Yaşlı; eski; genç olmayan
Mein Großvater ist alt. Büyükbabam yaşlı.
Bu, çok kısa bir süre demektir.
Einen Moment, bitte! Bir dakika, lütfen!
Rica etmek, istemek
Ich bitte um Hilfe. Yardım istiyorum.
Bu, bundan hemen sonra gelir.
Der nächste Bus kommt in fünf Minuten. Sonraki otobüs beş dakika sonra geliyor.
Açmak
Bitte öffnen Sie die Tür. Lütfen kapıyı açın.
Biri senin için iyi bir şey yaptığında söylenen bir söz.
Vielen Dank für deine Hilfe! Yardımın için çok teşekkürler!
Solda, sol tarafa
Das Auto fährt links. Araba sola dönüyor.
Her şeyden sonra gelen, en sondaki.
Morgen ist der letzte Kurstag. Yarın kursun son günü.
Fotoğraf
Das Foto ist schön. Fotoğraf güzel.
Banyo; küvet veya duşun bulunduğu oda
Das Bad ist klein, aber schön. Banyo küçük ama güzel.
Okumak, yazılı metni anlamak
Ich lese ein Buch. Bir kitap okuyorum.
Daha önce, eskiden
Früher wohnte ich in Hamburg. Eskiden Hamburg'da yaşardım.
İnsanların bir patronla birlikte çalıştığı, bir şey satıp para kazanan yer; şirket.
Die Firma ist groß. Şirket büyük.
İhtiyacı olan bir insan için yapılan iyi bir şey.
Brauchst du Hilfe beim Umzug? Taşınmada yardıma ihtiyacın var mı?
Yapı · her bölüm için strateji · cevaplı örnek sorular
Almancada üç artikel var. Renk sistemi kullanarak ezberlemek çok daha kolay!
der
Erkek (Maskulin)
der Mann, der Tisch, der Tag
die
Dişil (Feminin)
die Frau, die Lampe, die Zeit
das
Nötr (Neutrum)
das Kind, das Buch, das Haus
"Buch" değil "das Buch" şeklinde ezberleyin. Her isim artikeliyle bir bütün.
Kelimeleri yüksek sesle söyleyin. Hem telaffuz gelişir hem hafıza güçlenir.
Her gün 10-15 yeni kelime, önceki 30 kelimenin tekrarı. Önemli olan her gün çalışmak.
1 saat yerine 4x15 dakika daha etkili. Beyin kısa seanslarda daha iyi öğrenir.
Resmi Goethe A1 listesi yaklaşık 650 kelime içerir. Goethe-Institut, bu seviyedeki bir öğrencinin bunların yaklaşık yarısını aktif olarak, yani kendi cümlelerinde kullanabilmesini bekler. Liste konu alanlarıyla açılır; ardından sayılar, haftanın günleri, aylar gibi 13 sık kullanılan kelime grubu ve kelimelerin örnek cümlelerle gösterildiği alfabetik liste gelir.
Kartela (flashcard) yöntemi en etkili. Her gün 10-15 yeni kelime öğrenin, önceki günlerin kelimelerini tekrar edin. Spaced repetition (aralıklı tekrar) sistemi kullanın.
Her kelimeyi artikeli ile birlikte öğrenin! "Tisch" değil "der Tisch" şeklinde ezberleyin. Renk sistemi kullanın: der=mavi, die=kırmızı, das=yeşil.
A1'de en önemli konular: Aileler, meslekler, sayılar, renkler, günler/aylar, yiyecekler, evdeki eşyalar, temel fiiller (gehen, kommen, haben, sein).
Her kelimeyi sesli dinleyin ve tekrar edin. Umlaut'ları (ä, ö, ü) ve özel harfleri (ß) doğru öğrenin. Almanca podcast ve video izleyin.
Resmi listeyi goethe.de'deki Goethe-Zertifikat A1: Start Deutsch 1 sınav hazırlık (Prüfungstraining) sayfasından ücretsiz PDF olarak indirebilirsiniz; üyelik gerekmez. Gençlere yönelik Fit in Deutsch 1 sınavının ayrı bir kelime listesi vardır, indirirken ikisini karıştırmayın. Liste yalnızca Almancadır; Türkçe anlamlarıyla çalışmak isterseniz bu sayfadaki seçkiye bakın, resmi listede yer alan kelimeler orada ayrıca işaretlidir.